Dijital Günlüğüm

Her şey olması gerektiği gibi

Arada böyle hallerimiz geliyor ya, sanki dünya biraz fazla dönüyor, rüzgar biraz fazla esiyor, insanlar biraz fazla nefes alıyor… Ve bütün o fazlalığın sorumluluğu durduk yere üzerinde hissediyorsun. Her şey üzerine çöküyor. Şlaaapğ Ama sonra bir bakıyorsun, doğa hiç oralı değil. Ağaç gayet rahat yaprağını döküyor, rüzgar kendi keyfine esiyor. deniz dalgasını vuruyor. Güneş doğuyor, […]

Her şey olması gerektiği gibi Read More »

Dost gibi duran gölgeler

Bazı sessizlikler, en yüksek bağırıştır. Özellikle de başarınınortasında yankılanıyorsa. Bir hedef koyduğundasessizleşenler olur. Senin ışığın parladığında gözlerini kısmayıseçenler… Dost gibi davranırlar, ama farkında olmadan ya dafarkında olarak, seninle yarışırlar. Bir şeyi başardığında çevrende sessiz kalanlar vardır. Hani herdert anında “buradayım” diyen ama sevincinde ortadankaybolanlar… Bir de her başarında ya da yaptığın güzel bir şey de

Dost gibi duran gölgeler Read More »

Aradığım hayat kendindeymiş…

Kendime yolculukta attığım en büyük adımlardan biri, o ağır yükten kurtulmaktı: “kimseye bir şey kanıtlamak zorunda olmamak.” Ne kadar rahatlatıcı bir his, değil mi? Bunu söylerken bile sanki birkaç kilo hafifliyor insan. alıntılardan bu yolculuğun en ferahlatıcı farkındalığına destek veren alıntı şuydu: “Ben insanların fikirlerini değiştirmek zorunda olmadığımı hissettiğim an çok rahatladım.” ”Artık hiç kimseden

Aradığım hayat kendindeymiş… Read More »